Tıp Dışı

Gündelik Yazılar

Felsefe, tarih, kitaplar ve gündelik hayat üzerine — tıbbın dışında kalan notlar.

Yaklaşık iki bin yıl önce Roma’da yaşayan Lucius Annaeus Seneca (MÖ 4 civarı–MS 65), Roma Stoacılığının en önemli temsilcilerinden biri; aynı zamanda devlet adamı, hatip ve İmparator Nero’nun bir dönem hocası ve danışmanıydı. Gücü, büyük bir serveti, sürgünü, hastalıkları ve Roma siyasetinin tehlikeli dünyasını bizzat deneyimleyen Seneca, yaşamının son yıllarında siyasetten giderek uzaklaşarak felsefeye yöneldi. Arkadaşı Lucilius’a yazdığı ve bugün Lucilius’a Ahlak Mektupları (Epistulae Morales ad Lucilium) olarak bildiğimiz mektuplarda; zamanın değeri, ölüm, servet, korku, dostluk, yalnızlık, arzular ve iyi yaşam gibi insanın değişmeyen meselelerini ele aldı.
★ Öne Çıkan

İki Bin Yıl Sonra Hâlâ Geçerli 10 Düşünce: Seneca'dan Mektuplar

Yaklaşık iki bin yıl önce Roma’da yaşayan Lucius Annaeus Seneca (MÖ 4 civarı–MS 65), Roma Stoacılığının en önemli temsilcilerinden biri; aynı zamanda devlet adamı, hatip ve İmparator Nero’nun bir dönem hocası ve danışmanıydı. Gücü, büyük bir serveti, sürgünü, hastalıkları ve Roma siyasetinin tehlikeli dünyasını bizzat deneyimleyen Seneca, yaşamının son yıllarında siyasetten giderek uzaklaşarak felsefeye yöneldi. Arkadaşı Lucilius’a yazdığı ve bugün Lucilius’a Ahlak Mektupları (Epistulae Morales ad Lucilium) olarak bildiğimiz mektuplarda; zamanın değeri, ölüm, servet, korku, dostluk, yalnızlık, arzular ve iyi yaşam gibi insanın değişmeyen meselelerini ele aldı.

8 Eylül 2026 · 5 dk
Devamını Oku →
Haruki Murakami’yi neden bu kadar sevdiğimi düşündüğümde bunun tek bir nedeni olmadığını fark ediyorum. Elbette romanları çok sürükleyici. Bir kitabına başladığınızda çoğu zaman neyle karşılaşacağınızı bilmiyorsunuz. Ama beni asıl içine çeken şey sanırım onun yarattığı dünyanın tuhaf biçimde hem çok sıradan hem de çok sıra dışı olması.

Murakami’yi Neden Seviyorum?

Haruki Murakami’yi neden bu kadar sevdiğimi düşündüğümde bunun tek bir nedeni olmadığını fark ediyorum. Elbette romanları çok sürükleyici. Bir kitabına başladığınızda çoğu zaman neyle karşılaşacağınızı bilmiyorsunuz. Ama beni asıl içine çeken şey sanırım onun yarattığı dünyanın tuhaf biçimde hem çok sıradan hem de çok sıra dışı olması.

17 Ağustos 2026 · 6 dk Devamını Oku →
Christopher Nolan’ın The Odyssey filmini çok beğendim.

Çekimleri, ses tasarımı, oyunculukları, hikâyenin kurulma biçimi ve özellikle izleyiciyi içine çeken atmosferiyle, yalnızca seyredilen değil adeta içinde bulunulan bir film olmuş. Fakat film bittikten sonra bende kalan asıl şey görselliği değil, Odysseus’un hikâyesinin taşıdığı daha derin anlamdı.

Çünkü Odysseus’un hikâyesi, yüzeyde bakıldığında olağanüstü bir macera olsa da biraz daha derine indiğinizde insan yaşamına dair çok daha büyük bir anlatıya dönüşüyor.

Odyssey: Asıl Mesele Eve Dönmek mi, Yolculuğu Tamamlamak mı?

Christopher Nolan’ın The Odyssey filmini çok beğendim. Çekimleri, ses tasarımı, oyunculukları, hikâyenin kurulma biçimi ve özellikle izleyiciyi içine çeken atmosferiyle, yalnızca seyredilen değil adeta içinde bulunulan bir film olmuş. Fakat film bittikten sonra bende kalan asıl şey görselliği değil, Odysseus’un hikâyesinin taşıdığı daha derin anlamdı. Çünkü Odysseus’un hikâyesi, yüzeyde bakıldığında olağanüstü bir macera olsa da biraz daha derine indiğinizde insan yaşamına dair çok daha büyük bir anlatıya dönüşüyor.

11 Ağustos 2026 · 5 dk Devamını Oku →