Kalp Damar Hastalığı Yüzümüzde İz Bırakır mı?

Ateroskleroz çoğu zaman yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerler. Bu nedenle kalp damar hastalığının “sessiz” dönemi özellikle önemlidir. Son zamanlarda sosyal medyada sıkça gördüğümüz Frank çizgisi, yani kulak memesini çapraz geçen belirgin çizgi de bu nedenle ilgi çekiyor. Peki gerçekten kulakta, göz çevresinde veya vücudun başka bölgelerinde gördüğümüz bazı değişiklikler damarlarımız hakkında bize ipucu verebilir mi?

31 Ağustos 2026 · 6 dk
Ateroskleroz çoğu zaman yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerler. Bu nedenle kalp damar hastalığının “sessiz” dönemi özellikle önemlidir.

Son zamanlarda sosyal medyada sıkça gördüğümüz Frank çizgisi, yani kulak memesini çapraz geçen belirgin çizgi de bu nedenle ilgi çekiyor.

Peki gerçekten kulakta, göz çevresinde veya vücudun başka bölgelerinde gördüğümüz bazı değişiklikler damarlarımız hakkında bize ipucu verebilir mi?

Evet, bazıları verebilir. Ancak önemli bir ayrım var: Bunların hiçbiri tek başına ateroskleroz tanısı koydurmaz.

1. Frank çizgisi: Kulak memesindeki çapraz çizgi

Frank belirtisi, kulak memesini çapraz şekilde geçen belirgin bir kıvrımdır.

Çeşitli çalışmalarda özellikle iki taraflı ve belirgin Frank çizgisi ile koroner arter hastalığı arasında ilişki gösterilmiştir.

Ancak burada dikkatli olmak gerekir.

Frank çizgisinin duyarlılık ve özgüllüğü çalışmalar arasında oldukça değişkendir ve sistematik değerlendirmelerde tek başına koroner arter hastalığını gösterecek yeterli tanısal güce sahip olmadığı görülmektedir.

Yani:

Frank çizginiz varsa mutlaka kalp damar hastalığınız vardır diyemeyiz.
Frank çizginiz yoksa damarlarınızın tamamen sağlıklı olduğunu da söyleyemeyiz.

Daha doğru yaklaşım, bunu özellikle diğer risk faktörleri bulunan kişilerde küçük bir klinik ipucu olarak görmektir.

2. Ksantelazma: Göz kapaklarındaki sarı plaklar

Göz kapaklarının özellikle buruna yakın kısmında ortaya çıkan sarımsı, hafif kabarık plaklara ksantelazma adı verilir.

Bunların içerisinde kolesterol yüklü hücreler bulunur.

İlginç olan nokta şu:

Ksantelazması olan herkesin kan kolesterolü yüksek değildir.

Buna rağmen uzun süreli Copenhagen City Heart Study’de ksantelazması bulunan kişilerde, klasik risk faktörlerinden bağımsız olarak miyokard enfarktüsü ve iskemik kalp hastalığı riskinin daha yüksek olduğu gösterilmiştir.

Daha yeni geniş hasta veri tabanı çalışmalarında da ksantelazma ile kardiyovasküler olaylar arasında benzer bir ilişki görülmektedir.

Bu nedenle özellikle genç yaşta ortaya çıkan ksantelazma:

“Sadece kozmetik bir problem” olarak görülmemeli; lipid profili ve kardiyovasküler risk değerlendirilmelidir.

3. Korneal arkus: Gözün çevresindeki beyaz-gri halka

Gözün renkli kısmının çevresinde beyaz veya gri bir halka fark edilebilir. Buna arcus cornealis denir.

İleri yaşlarda oldukça sık görülür ve çoğu zaman tek başına önemli bir kardiyovasküler bulgu değildir.

Ancak genç yaşta ortaya çıktığında durum değişir.

Özellikle 45 yaşından önce korneal arkus bulunması, ailesel hiperkolesterolemi açısından önemli bir uyarı işaretidir ve Dutch Lipid Clinic Network kriterlerinde bile puan verilen fizik muayene bulgularından biridir. (

2025 yılında yayımlanan sistematik değerlendirme de korneal arkusun özellikle genç kişilerde uzun süreli lipid maruziyetinin bir göstergesi olabileceğini, buna karşılık ileri yaşlarda bağımsız kardiyovasküler öngörü değerinin oldukça sınırlı olduğunu göstermektedir.

Yani burada kritik nokta:

Korneal arkusun varlığından çok, hangi yaşta ortaya çıktığıdır.

4. Tendon ksantomları: Belki de en önemli dış bulgu

Aşil tendonunda veya ellerin ekstansör tendonları üzerinde görülen sert, sarımsı-kabarık yapılar tendon ksantomları olabilir.

Bu bulgu özellikle önemlidir.

Çünkü tendon ksantomları, ailesel hiperkolesteroleminin en güçlü fizik muayene bulgularından biridir.

Dutch Lipid Clinic Network ailesel hiperkolesterolemi skorlamasında tendon ksantomlarının tek başına 6 puan değerinde olması bunun klinik önemini göstermektedir.

Genç bir kişide:

  • çok yüksek LDL kolesterol,

  • ailede erken yaşta kalp krizi,

  • tendon ksantomları

  • veya genç yaşta korneal arkus

birlikte bulunuyorsa ailesel hiperkolesterolemi mutlaka düşünülmelidir.

Bu hastalarda yaşam boyu LDL maruziyeti yüksek olduğu için ateroskleroz çok daha erken başlayabilir.

5. Erken saç beyazlaması ve erkek tipi kellik

Biraz daha tartışmalı bir alan da burasıdır.

Bazı gözlemsel araştırmalarda erken saç beyazlaması ile koroner arter hastalığı arasında ilişki bulunmuştur.

Benzer şekilde özellikle tepe bölgesindeki belirgin erkek tipi kellik ile koroner kalp hastalığı arasında ilişki bildiren meta-analizler bulunmaktadır.

Ancak bunlar:

Frank çizgisi, korneal arkus veya tendon ksantomu gibi klinik değerlendirmede kullanılabilecek spesifik bulgular değildir.

Genetik yapı, yaşlanma, sigara, hormonal faktörler ve metabolik risklerin ortak etkisini yansıtıyor olabilirler.

Dolayısıyla “saçım erken beyazladı, damarlarım tıkalı” şeklinde bir çıkarım doğru değildir.

6. Diş eti hastalıkları da bir ipucu olabilir mi?

Son yıllarda periodontal hastalıklar ile aterosklerotik kardiyovasküler hastalık arasındaki ilişki de giderek daha fazla araştırılıyor.

American Heart Association’ın 2026 bilimsel bildirisinde periodontal hastalık ile:

  • koroner arter hastalığı,

  • serebrovasküler hastalık,

  • periferik arter hastalığı,

  • arteriyel sertlik ve

  • bozulmuş endotel fonksiyonu

arasında ilişkiler olduğu belirtilmektedir.

Olası mekanizmalardan biri kronik sistemik inflamasyondur.

Ancak önemli nokta şu:

Periodontal hastalığın doğrudan ateroskleroza neden olduğu henüz kesin olarak kanıtlanmış değildir.

İki hastalığın sigara, diyabet, inflamasyon ve sosyoekonomik faktörler gibi ortak risk faktörlerinden etkilenmesi de mümkündür.

Peki bu belirtilerden biri varsa ne yapmalıyız?

Buradaki amaç aynaya bakıp kalp hastalığı tanısı koymak değildir.

Fakat özellikle genç yaşta ortaya çıkan veya birden fazla bulgunun birlikte bulunduğu kişilerde kardiyovasküler risk faktörlerini değerlendirmek mantıklıdır.

Örneğin:

LDL-kolesterol, ApoB, Lp(a), kan basıncı, kan şekeri/HbA1c, sigara kullanımı ve ailede erken kalp damar hastalığı öyküsü değerlendirilmelidir.

Güncel ESC yaklaşımında da risk değerlendirmesinin temelini klasik risk faktörleri oluşturur. Gerektiğinde koroner kalsiyum skoru veya karotis/femoral plak görüntülemesi gibi yöntemlerle subklinik aterosklerozun doğrudan gösterilmesi, dışarıdan görülen bu işaretlerden çok daha güçlü bir risk belirleyicisidir.

Sonuç

Vücudumuz bazen damarlarımız hakkında küçük ipuçları verebilir.

Kulaktaki Frank çizgisi, göz çevresindeki ksantelazma, genç yaşta korneal arkus veya tendon ksantomları…

Bu işaretleri direkt olarak “Damarın tıkalı” olarak algılamamak gerekir, aslında çıkarılması gereken mesaj; “Risk faktörlerini gözden geçirmek için bir neden olabilir” olmalıdır.

Çünkü aterosklerozu gerçekten önleyen şey dışarıdaki işaretleri aramak değil; LDL maruziyetini, tansiyonu, diyabeti, sigarayı, aile öyküsünü ve toplam kardiyovasküler riski zamanında fark etmektir.

Kaynaklar

  1. Curtis J, Walford S. Diagonal earlobe crease and coronary artery disease: systematic review and meta-analysis. J Laryngol Otol. (PubMed)

  2. Stoyanov GS, et al. Diagonal earlobe crease for diagnosis of coronary artery disease: systematic review of diagnostic accuracy studies. (PubMed)

  3. Christoffersen M, et al. Xanthelasmata, arcus corneae, and ischaemic vascular disease and death. BMJ. 2011;343:d5497. (BMJ)

  4. Chang HC, et al. Serum lipids and risk of atherosclerosis in xanthelasma palpebrarum: systematic review and meta-analysis. J Am Acad Dermatol. 2020. (PubMed)

  5. ESC/EAS. 2019 Guidelines and 2025 Focused Update for the management of dyslipidaemias. (OUP Academic)

  6. Tran AH, et al. Periodontal Disease and Atherosclerotic Cardiovascular Disease: A Scientific Statement From the American Heart Association. Circulation. 2026. (AHA Journals)

Dr. Işık Tekin
Dr. Işık Tekin
Kardiyoloji Öğretim Üyesi · Denizli